Hakan Aran: İhracatta düşündüğümüz satışları da yapamama riski içindeyiz

0

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran “Bize tanınan süreler içerisinde o dönüşümü yapamazsak bu kadar acıyı çekip ihracatta düşündüğümüz satışları da yapamama riski içindeyiz. Madem bugün bunlara katlanıyoruz. İhracatta da sürdürülebilirliğin ve o büyümenin devamı için mutlaka bu dönüşümün yapılması gerekiyor. İhracat kredilerimizi bugünün işlerini daha fazlalaştırmak için değil, bu dönüşüm için de kullanmamız gerekiyor ki biz bağlantıları yapıyoruz.” dedi.

Capital, Ekonomist, Start Up Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde konuşan Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Bankası’nın kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baş öğretmen ilan edildiği bir günde, sürdürülebilirlik panelinde 100’üncü yaşına yaklaşan bir kurumun Genel Müdürü olarak sürdürülebilirlik konuşuyor olmaktan gurur duyduğunu belirtti.

İş Bankası’nın Türkiye’nin siyasi bağımsızlığını perçinlemek, iktisadi bağımsızlığını sağlamak ve iktisadi kalkınmayı aslında katalizör görevi görerek hızlandırmak için kurulduğunu ifade eden Aran, bankanın o günden bu yana iktisadi kalkınmada önemli roller üstlendiğini söyledi.

Aran, insanların hayatta kalabilmek için elindeki tüm kaynakları kullandığını aktararak, “Sonrasını düşünmek ancak yaşamsal bir tehdit görülmediği zaman mümkün oluyor. O yüzden sürdürülebilirlik konusunu eğer beynimize kazımak istiyorsak o gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin de bizim için yaşamsal bir konu olduğunu bilmemiz ve bu farkındalığı yaratmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Sürdürülebilirlik Politikası’nı yayınladıkları günden beri BIST’in Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer aldıklarını aktaran Aran, şunları kaydetti:

“Bu endekste yer almak demek şu anlama geliyor. Çevresel, sosyal, yönetişim kalitesini gösteren notumuz her yıl hesaplanıyor. Önümüzdeki yıldan itibaren de her çeyrek hesaplanacak. Yaklaşık 10 kategoride 450’den fazla alanda puanlanıyorsunuz. Böyle bir puanda A plus notuyla değerlendirilip bu endeksin içinde kalabiliyor olmak zaten bu konudaki performansınızı gösteriyor. 6 yıldır bunun başarılmış olması ve bu kategoride en üstte yer alıyor olmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Taahhütkarlık anlamında Birleşmiş Milletler’in sorumlu bankacılık prensiplerini imzalamış durumdayız. Dolayısıyla bu prensiplere uygun hareket ediyoruz. Kadının güçlenmesi prensipleri inisiyatifinin katılımcısıyız. Karbon saydamlık projesinde iklim raporlamasında gene liderlik kategorisinde yer alıyoruz. Karbon nötr olma hedefi veren kurumlar arasındayız. Benim gönlümden geçen Genel Müdürlük dönemim içerisinde İş Bankası’nı karbon nötr bir kurum haline getirebilmektir. Umarım başarırız.”

Aran, yenilenebilir enerjilerin finansmanının portföylerindeki payını yüzde 50’nin üzerine çıkarmış durumda olduklarını söyledi.

Finanse edilmeyecek sektörler listelerinin bulunduğuna işaret eden Aran, bu konuda özellikle kömürü girdi olarak kullanan termik santrallerin finansmanında yer almayacaklarını belirtmiş durumda olduklarını, bu listeyi de güncellediklerini dile getirdi.

– “Gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılmasında bankalara önemli roller düşüyor”

Hakan Aran, Türkiye’de gelir dağılımında ilk yüzde 20’nin milli gelirden aldığı payın yüzde 47,5’e ulaştığını, en alttaki yüzde 20’nin ise milli gelirden yüzde 8,5 pay aldığını belirterek, “Bu her yıl ileri mi gidiyor, yoksa bozuluyor mu? Konusuna bakıldığında son 2-3 yıldır bozularak gidiyor. Gelir dağılımı adaletsizliğinin azaltılmasında bankalara önemli roller düşüyor. Bu konuda adına sorumlu bankacılık, sürdürülebilir bankacılık diyelim ama bu konuda farkındalığın artırılmasının yanında özellikle finansmanın nasıl sağlandığı ve dönüşüm gerçekleştirilirken bu kaynakların hangi şartlarda kullanıldığının önemli olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Büyüme modelinin değiştirilmesinden bahsedildiğine işaret eden Aran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüketime dayalı büyümeden, üretime ve ihracata dayalı bir büyüme modeline geçişin sancılarını hep beraber yaşıyoruz. Burada da Avrupa Birliği’nin koyduğu o sınırda karbon vergisi ihracat yapmak isteyen kurumlarımızın çok hızlı dönüşmesini gerektiriyor. Bize tanınan süreler içerisinde o dönüşümü yapamazsak bu kadar acıyı çekip ihracatta düşündüğümüz satışları da yapamama riski içindeyiz. Madem bugün bunlara katlanıyoruz. İhracatta da sürdürülebilirliğin ve o büyümenin devamı için mutlaka bu dönüşümün yapılması gerekiyor. İhracat kredilerimizi bugünün işlerini daha fazlalaştırmak için değil, bu dönüşüm için de kullanmamız gerekiyor ki biz bağlantıları yapıyoruz.”

Aran, sürdürülebilirlik konusunda çelişki içerisinde olunduğuna dikkati çekerek, “Araç kullanmayalım’ diyoruz ama aynı zamanda gün içerisinde bir köşeye giderek yapabileceğimiz market alışverişini de günde on defa getirile götürüle, o sepetle, bu sepetle yapıp o motorlu kuryelerin bilmem kaç kilometre öteden gelmesiyle birlikte sürdürülebilirliği de yaşıyor olabiliyoruz. Ben bu tarz çelişkilerin farkına vararak her alanda kendi kendimizle de çelişmeyen bir sürdürülebilirlik savunucusu olmamızın önemli olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Share.

About Author

Leave A Reply